Ankaralı Eczanesi

15/11/2006 - GÜNÜN ŞİİRİ

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
Arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. 
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer. 
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
Can Yücel 
  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2006 - CAN YÜCEL GÜNÜN ŞİİRİ


 HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2006 - GÜNÜN ŞİİRİ

 
 
Beklenen

ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar

geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar
 

Necip Fazıl Kısakürek

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/11/2006 - SİNÜZİTİ YENİN

Sinüzit, Türkiye'de her yıl 15 milyona yakın  insanı etkileyen bir sağlık sorunu. Aynı zamanda halk arasında sağlık problemleri arasında ilk sıralarda sayılan şeker hastalığı ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozan bir hastalık. Sadece fiziksel ve fonksiyonel açıdan değil, psikolojik olarak da kişiyi etkiliyor.

 
Yapılan bir araştırma, hastalığın Amerika'da her yıl 8 milyar doların üzerinde ilaç maliyetine yol açtığını ortaya koyuyor. Bu durum Türkiye'de de çok farklı değil.

KANAMASIZ VE EN GEÇ 1 GÜNDE GÜNLÜK HAYATA DÖNMEYİ SAĞLAYAN YENİ BİR TEDAVİ
 
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Doktor Süreyya Şeneldir, sinüzit hastalığının başlarında uygulanan ilaç tedavisinin soruna çözüm getirdiğini ancak orta ve ileri derecedeki hastalık için müdahale gerektiğini belirtti.

Bugüne kadar ileri derecedeki hastalara, hastanede yatmayı gerektiren, kanamalı ve  ameliyat sonrası istirahat gerektiren endoskopik cerrahi yöntemi kullanıldığını hatırlatan Op. Dr. Şeneldir, kanama sonrası körlük ve beyin kanaması gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkması nedeniyle yeni tedavi yöntemleri arayışına girildiğini vurguladı. 

Operatör Süreyya Şeneldir, balon sinüsoplasti adı verilen tekniğin hastalık tedavisinde yeni bir dönem açtığını belirtti.

Bu teknikle daralmış olan sinüs delikleri açılıyor ve sinüs ağzına bir balon yerleştiriliyor.Daha sonra balon serum ile şişirildikten sonra şişen balon tıkalı olan  sinüsin ağzını genişletiyor.

Balon sinüsoplasti ile, uygulanan diğer tekniklerin aksine burun içinde hiçbir dokuya zarar vermeden, kanamaya yol açmadan ve tampon gerekmeden hızlı bir şekilde iyileşme sağlanarak hastanın müdahaleden bir gün sonra günlük yaşantısına dönmesi sağlanıyor.

Günlük yaşantıdan uzak kalmadan, zaman kaybetmeden, hastanede yatmadan, uygulama yapılan bölgede herhangi bir kesiğe gerek duymadan kısa sürede sonuç alınan bu yöntem sinüzit tedavisinde yeni bir sayfa açıyor.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/11/2006 - ATTİLA İLHANDAN GÜNÜN ŞİİRİ

BEN SANA MECBURUM  

 

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum

 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

 

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/11/2006 - GÜNÜN ŞİİRİ

BEN SANA MECBURUM  

 

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum

 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

 

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2006 - GERÇEK YURTSEVER

GERÇEK YURTSEVER,DEVLET ADAMI,GERÇEK BİR TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE AŞIĞI,HALKÇI BÜLENT ECEVİT İ KAYBETTİK.TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN.TÜRKİYE SADELİĞİ ,TEVAZUYU VE YAŞAM AZMİNİ ONUNLA BİLDİ.HALK GİBİ YAŞADI.YERLİ MAKAM ARACINA BİNDİ.DAKTİLOSU,MAVİ GÖMLEĞİ,ŞAPKASI SADELİĞİNİN TİMSALİ OLDU.ÖYLEKİ ECEVİT MAVİSİ ECEVİT ŞAPKASI TANIMLARI DİLİMİZE YERLEŞTİ.ORAN DAKİ EVİ DIŞINDA GAYRİMENKULU OLDUĞUNU DUYMADIK.O EVDEKİ EN KIYMETLİ EŞYALARI İSE KİTAPLARIYDI.ÇOK DEĞİL BUNDAN 32 YIL ÖNCE 1974 TE Kİ KOŞULLARIN ÇOK ZAYIF OLDUĞU BİR DÖNEMDE TÜM AMERİKAN AMBARGOLARI TEHTİDİNE RAĞMEN RUM ZULÜMÜNE SON VERİRKEN EMPERYALİST GÜÇLERE VE ONUN EN BÜYÜK TEMSİLCİSİ AMERİKAYA BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ DURUŞ NASIL OLUR GÖSTERMİŞ OLDU.UMALIMKİ BİZ VE GELECEK NESİL BU DURUŞU MUHAFAZA ETSİN.HEPİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN

ERSİN HALİL ANKARALI

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2006 - TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/11/2006 - NEHİR ARAMIZA HOŞGELDİN

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/11/2006 - KANSER VE KANTARON OTU

kanser ve kantoron otu


 Çağımızın vebası kanser, herkesin yüreğini ağzına getiren tehlikeli bir
 hastalıktır. Kanser'in ne kadar ağır bir hastalık olduğunu eşim kanser
 hastalığına yakalanınca anladık.

 Önce göğsü alındı. Sonra 6 kür kemoterapi uygulandı. Bir yıl sonra
 kemiklere sıçradı. Hem radyoterapi, hem kemoterapi uygulandı. Maaselef
 hiçbir faydası olmadı. Tek faydası ağrılarının azalmasıydı. Ancak kanser
 vücut üzerinde yayılmaya devam ediyordu. Kemoterapi sırasında eşimin
 karnında yaklaşık 25 cm büyüklüğünde bir tümor oluştu. Normal tedaviden
 umudu kesmiştik.

 İşte bu sırada alternatif kanser tedavisine yöneldik. A, C, E vitaminleri
 ile birlikte DMSO, Beres Csep damla, Prolysin C, İmmunex gibi bağışıklık
 sistemini tavkiye edici ilaç ve bitkisel destek ürünlerine yöneldik.

 İşte tam bu sırada değerli dostum Gazi Üniversitesi KBB Bölüm Başkanı
Prof.
 Dr. Erdoğan İnal hoca; "Kayınpederim mesane kanseri olmuştu. Tam 7 kere
 ameliyat oldu. Fakat bir türlü iyileşmedi. En sonunda birisinin tavsiyesi
 ile kantaron otunu kaynatıp suyunu içirdik. 3,5 ay sonra çekilen filmlerde
 ve tetkiklerde kayınpederimde mesane kanserinden eser kalmadığını gördüm.
 Sen de eşine kantaron otunun suyunu içir. " dedi.

 Prof. Dr. Erdoğan İnal hocanın tavsiyesine uydum. Ozon tedavisi ile
 birlikte kantaron otu suyunu eşime içirdim. Yaklaşık 50 gün sonra
karnından
 alınan doku örnekleri üzerinde yapılan patalojik incelemelerde "kanser
 tümöründen" eser kalmadığını, geriye sadece yağ dokusunun kaldığını
gördük.
 Eşimin kemiklerinde de mevcut olan kanser hastalığının, kemiklerdeki son
 durumunu bilmiyoruz. Bu durumu ancak, kemiklerde MR çekimi sonrası
 anlayabileceğiz. Ancak eşimin karnındaki o kocaman kitlede kanser
 hastalığından eser kalmadı.

 Böylesine önemli bir konuyu herkesle paylaşmak istedim. Allah tüm
hastalara
 acil şifalar versin.

 Av. İlhan Demir

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kastamonu- Taşköprü Lisesi 1985-1986 Yılı Mezunları İletişim Adresi

Kategoriler

Arkadaşlarım

yeniedebiyat
alisahin37
hasan37
yedincisanat
guldeste
kastamonunet
oykuleroykuculer
siirlersairler
esedereli
kozan