Ankaralı Eczanesi

12/2/2006 - Diyabetliler ve cinsel bozukluk

Kategori: Inceleme

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış   

Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü   

Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları

 
sağlık

Diyabetliler ve

cinsel bozukluk

Prof. Dr. David Elwyn Price, Viagra ve cinsel yetersizlik tedavisinde diyabetliler için etkili yöntemleri anlattı.

Ulusal Diyabet Kongresi nedeniyle Türkiye'ye gelen Profesör Dr. David Elwyn Price , şeker hastalarının yaşam kalitesini yükseltmek için yürüttüğü çalışmaları ile tanınıyor. Britanya Diyabet Cemiyeti, Endokronoloji Derneği ve Kraliyet Tıp Koleji üyesi olan Price, klinik direktörü ve konsültanı bulunduğu Swensea Morrison Hastanesi Diyabet ve Endokronoloji Bölümü'ndeki uygulamaları Bilim Teknik'e anlattı:

Dr. Price, cinsel işlev bozukluğunun erkek hastalarda çok sık rastlanan bir durum olduğunu belirtiyor ve penis sertleşme sorunu olarak ortaya çıkan bu rahatsızlığın hastaları mutsuzluğa ve umutsuzluğa ittiğini söylüyor. Ne var ki, tıptaki gelişmelerin bu sorunu büyük ölçüde giderme olanağı sağlandığını ve sertleşme sorununun, şeker hastalığının en çok ihmal edilen komplikasyonu olduğunu da sözlerine ekliyor... Dr. Price, diyabetologların, bu alanda da hastalarının sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğini ve tedaviyi güçleştiren sorunların başında iletişimsizliğin geldiğini vurguluyor. Dr. Price, peniste sertleşme kaybının hastada başka psikolojik ve sosyal olumsuzluklara yol açtığına işaret ederek, ''Doktorunuza olabildiğince doğru ve ayrıntılı bilgi vermeye çalışın. Aslında bu rahatsızlığın çok yaygın olduğunu ve utanılacak bir şey olmadığını unutmayın'' diyor.

Uzman diliyle Viagra gerçeği

İngiltere'de görevli bulunduğu tıp merkezinde Viagra ile ilgili 6 yıldır süren çalışmalarından söz eden konuk profesör, ''20 diyabetli hastam 6 yıldır Viagra kullanıyor. Bunun dışında binden fazla hastama Viagra yazdım. Toplam başarı oranı yüzde 61 idi. Dünyada, Viagra'dan 168 ölüm olgusu bulunmaktadır. Ne var ki, kalp ve damar hastası olup da damar genişleticisi ilaç kullananların bir de üzerine Viagra hapı almaları kalp ilaçlarının etkisini güçlendireceğinden ölüme neden olabiliyor...'' dedi. Viagra'nın 1 saat sonra etkisini gösterdiğini ve etkinin 4 saat sürdüğünü söyleyen Dr. Price, Viagra'nın yan etkisinin düşük olduğunu, bunun da başağrısı, sindirim bozukluğu, ateş basması ve görme bozuklukları biçiminde ortaya çıktığını, bir önemli kuralın da Viagra'nın tok karnına alınmamasına dikkat edilmesini ifade etti.

Ülkemizde Viagra uygulaması

Prof.Dr. David Elwyn Price, Türkiye'de Viagra'nın sadece ürologlar tarafından muayene edilip, sonra bir heyet onayı ile reçete yazılmasını çok anlamsız bulduğunu söyleyerek, ''Doğrusu bu uygulamayı dünyada ilk yapan ülke olarak sizi tanıdım. Böyle komik bir uygulama utangaç Türk milletinin tedavi olanağını kısıtlamak demektir. İngiltere'de aile doktorları bile Viagra'yı rahatça yazabiliyor. Umarım bu yanlış politikadan vazgeçilir. Kadınlarda Viagra'nın kullanımı ile ilgili çalışmalar son aşamaya geldi.

Çalışmalara katılan arkadaşımdan öğrendiğime göre, deneylerde erkeklerde olduğu gibi kadınlarda olumlu bir etki alınamamış'' dedi.

Vural Ahı

 

Köpekler ve aşk

Aşık olmak istiyorsanız, hemen bir köpek edinin. İnsanoğlunun en sadık dostu yalnızca yoldaşınız olmakla kalmayıp, kendinize bir eş bulma olasılığınızı da arttıracaktır. Warwick Üniversitesi ruhbilim uzmanları köpeklerin olası eşler arasındaki buzların da çözülmesine katkıda bulunduklarını kanıtladı. Araştırmayı gerçekleştiren ekibin üyelerinden June McNicholas , "Elde ettiğimiz sonuçlar, cinsiyetiniz, görünümünüz ne olursa olsun, bir köpeğin varlığı insanların size yaklaşmalarına yardımcı olduğunu ortaya koyuyor," diyor.

McNicholas, yabancıları dikkate almamak üzere özel olarak eğitilmiş bir köpekle dostluk kurarak, hayvanın karşılıklı etkileşimi yüreklendirme yönündeki toplumsal yetisini araştırdı. Beş gün boyunca gündelik yaşamını bu köpeğin eşliğinde sürdüren McNicholas bu süre içinde kaç kez yabancılarla konuştuğunu kaydetti. Sonuçta, bu tür 156 görüşme yaptığına tanık oldu. Bunu izleyen beş günlük süre içinde yaşamını yalnız başına sürdüren araştırmacı bu dönemde yabancılarla yalnızca 50 kez görüştüğüne tanık oldu.

Her iki durumda da McNicholas'ın iletişim kurduğu insanların % 0'ını erkekler oluşturmaktaydı.

Daha sonra McNicholas'ın erkek meslektaşlarından biri deneyi, köpekli, köpeksiz, iki kez de kılık değiştirerek uyguladı. Kimi zaman şık giyindi; kimi zaman da pespaye bir kılıkla dışarıya çıktı. McNicholas, "Paspal göründüğünü biliyoruz, çünkü biri ona yaklaşıp mahalle yurdunun yolunu sordu. Bir başkası da dükkândan çıkıp ona bir börek uzattı," diyor. Her iki kılık değiştirmede de adam yanında köpek olduğunda yalnız olduğuna kıyasla 10 kat daha fazla insanla konuştu.

McNicholas elde edilen bu sonuçların, köpeklerin iki kişi arasındaki buzların çözülmesine yardımcı olduklarını ortaya koyduğuna dikkat çekiyor, aşka susayanlara bir ipucu daha veriyor ve "Basit bir eğitimle köpeğinizin çekici bulduğunuz kişilere kuyruk sallamalarını bile sağlayabilirsiniz," diyor. (ns., 19.2)

Dumanlı ten

Sigara yalnızca sağlığa zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda dış görünümünüzü de olumsuz etkiliyor. Japon bilim adamları sigaranın bedenin deri yenileme düzeneğini bozarak tende kırışıklıklara neden olduğunu öne sürüyorlar. Dermatologlar bu bulgunun öteden beri savunulan, sigaranın derinin vaktinden önce eskimesine neden olduğu yönündeki görüşü doğruladığına dikkat çekiyorlar.

Deri sürekli devrede olan iki süreç arasındaki ince denge sayesinde sağlıklı ve diri görünümünü koruyor. Bu süreçlerden ilki eski deriyi yok ederken, ikincisi yeni derinin oluşmasını sağlıyor. Beden eski deriyi "matrix metalloproteinase" ya da kısaca MMP olarak bilinen enzimler aracılığıyla yok ediyor. Söz konusu enzimler normal derinin yaklaşık % 0'ini oluşturan kollagenlerin üretimine olanak tanıyan lifleri parçalıyor. Nagoya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Akimichi Morita sigaranın bedenin eski deriyi yok eden ve yenisini üreten doğal sürecini bozabileceğinden kuşkulandı. Bunun doğru olup olmadığını anlamak için Morita ve ekibi ilk olarak tuzlu bir eriyiğin içine sigara dumanı pompaladı. Bu dumanlı eriyikten alınan minik damlalar kollagen üreten deri hücreleri olan fibroplast örneklerine aktarıldı.

Dumanlı eriyiğin eklenmesinden bir gün sonra deri hücreleri incelenerek bunların ne miktarda MMP ürettikleri saptandı. Morita, sigara dumanına tutulan deri hücrelerinin normal deri hücrelerine kıyasla çok daha fazla miktarda MMP ürettiklerine tanık oldu. Sigara dumanının taze kollagen üretimini de % 0 oranında azalttığını belirten Morita sigara içenlerde bu iki etkinin bir araya gelmesi nedeniyle derinin vaktinden önce yaşlandığına dikkat çekiyor. (ns., 15.2)

Bilgisayar ve çocuğunuzun beyni

Uzmanlar bilgisayarın küçük çocukların beyinlerine zarar verebileceği konusunda anababaları uyarıyorlar. Böylesi bir uyarı çocuklarının çok küçük yaşlarda bilgisayarla tanışmaları gerektiğine inanan anababalarda kaygı uyandırdı. Amerikalı eğitimsel ruhbilim uzmanı Dr. Jane Healy Londra'da gerçekleştirilen bir toplantıda bilgisayarların çocukların gelişimine katkıda bulunmak şöyle dursun, dikkati dağıtıp, konuşma yeteneklerini engelleyerek, ruhsal sağlığını bozabileceğine dikkat çekti. Bu haber çocuklarına bilgisayar ve pahalı "öğrenme yazılımları" alamadıkları için kendilerini suçlayan anababaları büyük ölçüde rahatlatacak.

Anababa ve Çocuk 2000 konferansında söz alan Healy, çocukların bilgisayar ve televizyon karşısında harcadıkları zamanın kısıtlanması gerektiğini, iki boyutlu bir dünyada yaşamak yerine, çevresindekilerle iletişim kurmasının çok daha yararlı olacağını dile getirdi.

"Teknoloji tellâlları" adını verdiği kişilerin savını yerle bir eden Healy, her çocuğun evde ve okulda bir bilgisayarı olması gerektiği yönündeki görüşe karşı çıktı. Araştırmalar yedi yaşın altındaki çocukların bilgisayarsız çok daha sağlıklı olduklarını ortaya koydu. Dr. Healy konferansta anababaların suçluluk duygusuyla oynandığını ve onlara üç yaşına basan çocuğun bir bilgisayarının olmaması durumunda ileride bir meslek sahibi olamayacakları görüşünün aşılanmaya çalışıldığına dikkat çekerek, bilgisayarın çocuğun okulda öğrenmesini güçleştirdiğini ve gerçekte beyinsel gelişimine zarar verdiğini belirtti.

Gülme yetisi

çocukluktan gelişiyor

İngiliz biyologlara göre, olayların gülünç yönünü algılama yeteneğinin genlerle değil, yetiştirilmeyle ilgisi var. İngiliz bilim adamları, söz gelimi Gary Larson 'un karikatürlerini sevip sevmediğinizin yetiştirilme biçimine göre değiştiğine, şakadan anlama yeteneğinin biçimlenmesinde gençlerin hiç de etkili bir rol oynamadığına şaşkınlıkla tanık oldular. Çekingenlik, cıvıl cıvıl olma ve girişkenlik gibi kişilik özelliklerinin büyük bir bölümü en azından kısmen genler tarafından belirleniyor. Böyle olunca, bilim adamları aynı şeyin şaka yeteneği için de geçerli olduğunu düşündüler. Londra'daki St. Thomas Hastanesi'nden Tim Spector, Lynn Cherkas ve ekibi bunun doğru olup olmadığını anlamak amacıyla 71 çift, tek yumurta ikizi ile 56 çift, çift yumurta ikizinin nükte yeteneklerini sınadı. Çiftlerin her biri birlikte yetişmişlerdi.

Ekip çiftlerden ayrı odalara gitmelerini ve beş karikatüre 0-10 arasında bir puan vermelerini istedi. 0 puan karikatürün "bir kâğıt tüketimi" olduğu anlamına gelirken, 10 puan "en gülünç" karikatür anlamını taşıyordu. Sonuçlar karikatürün gülünçlüğü konusunda kardeşlerin benzer görüşlere sahip olduklarını ortaya koydu. Gelgelelim, genleri tıpatıp aynı olan tek yumurta ikizleri bu konuda çift yumurta ikizlerinden farklı bir tavır sergilemediler. Bu durum da kardeşlerin aynı şeylere gülmelerinin genlerden çok, yetiştirildikleri ortamla ilintili olduğunu gösteriyor.

Spector, "Bu son derece ilginç, çünkü çoğu kişilik özelliği genlerden kaynaklanır. Elde edilen veriler nükte yeteneğinin büyük ölçüde etkilere bağlı olduğunu gösteriyor. Bu da çok gözde fıkraların neden ulustan ulusa büyük farklılıklar gösterdiğine bir açıklama getirebilir," diyor. (ns., 15.2)

Kemoterapiye bağlı saç dökülmesine son

Saç dökülmesi kemoterapi uygulanan kanserli hastaları en çok ürküten şeylerden biridir. Kimi hastalar salt bu korku yüzünden hekime başvurmaktan bile çekinirler. Şimdi bilim adamları saç dökülmesini engelleye bir krem ya da jelin yakında bu tür hastaların imdadına yetişeceğini müjdeliyorlar.

Glaxo Wellcome ilaç şirketinden Stephen Davis ve meslektaşları GW8510 adlı bir ilacı çok yaygın bir kemoterapi türü olan Etoposide verilmeden önce farelerin kafa derilerine uyguladılar. Hayvanların yarısında tüy dökülmesine rastlanmazken, öteki yarısında dökülmenin büyük ölçüde azaldığına tanık olundu. Öte yandan, GW8510 verilmeyen farelerin tüylerinin büyük bir bölümünün döküldüğü görüldü.

Kemoterapi ilaçlarının büyük bir bölümü hızla bölünmekte olan hücrelere saldırırlar. Bunlar, ne yazık ki, hızla büyüyen kanserli hücrelerin yanı sıra, saç bezlerinin çevresindeki hücreler gibi, hızla bölünen sağlıklı hücreleri de yok ederler. Kemoterapi uygulanan hastalarda görülen saç dökülmesi bundan kaynaklanır.

GW8510 geçici olarak hücre bölünmesini durdurmak suretiyle saç dökülmesini engelliyor. Bileşim kafa derisine sürüldüğünde yüzeye yakın hücrelere geçerek CDK2 adıyla bilinen önemli bir enzimi etkisiz duruma getiriyor. CDK2 enziminden yoksun kalan hücreler çevrimin bir aşamasında takılıp kalıyor ve böylece kemoterapi ilaçlarının yarattığı etkilerden korunmuş oluyor.

Söz konusu ilacın şimdi insanlar üzerinde denenmesi bekleniyor. İlacın krem ya da jel biçiminde üretileceği, hastaların kemoterapi uygulamadan önce bunu başlarına tıpkı şampuan gibi sürecekleri ve birkaç saat sonra yıkayacakları beirtiliyor.

Sıcaklığa göre tat

Amerikalı bilim adamları, yalnızca olağanüstü koşullarda, yiyecekler denli sıcaklığı da tadabileceğimizi belirtiyorlar. Bilim adamları dilin hızla soğutulmasının çoğu kişinin ağzında eksi ya da tuzlu, soğuk bir dilin ucunun ısıtılmasının ise şekerli bir tat bıraktığını ortaya koydular.

Yale Tıp Fakültesi'nden Barry Green , "Bu tat alma sisteminin en temel özelliklerinden birini oluşturmaktadır. Ancak sistem evrimden geçtiğinden, bu durum normalde gündelik yaşamımızı etkilemez," diyor.

Green, gerçekleştirdiği bir dizi deneyde, deneklerin dillerini normal sıcaklık olan 37 derecenin altına düşürdü. Dil sıcaklığı 20 derecenin altına indiğinde kimi denekler ağızlarında ekşi ya da tuzlu bir tadın ayırdına vardılar. Deneklere ve dilin yüzeyine göre farklılıklara rastlanmakla birlikte, en yaygın tepki dilin ucu 20 dereceden 35 dereceye çıkartıldığında duyumsanan şekerli tat duygusu oldu. Green, üzerlerindeki çeşitli deneyler yapılan deneklerin üçte ikisinin sıcaklığa göre değişen bu tatlardan en az bir tanesini duyumsadığına, dilin yan kesimlerinin soğutulması sonucunda ekşi, arka kesiminin soğutulmasında ise kimilerinin ağzında acı bir tat kaldığına dikkat çekiyor. Tat alıcıları aldıkları sinyalleri sıcaklığa duyarlı sinir lifleri aracılığıyla beyne iletirler. Gelgelelim, bilim adamları bugüne dek sinir sisteminin sıcaklığa gösterilen tepkileri filtreden geçirdiğine inanıyorlardı. Cincinnati Üniversitesi'nden Robert Frank , "Ağzınıza soğuk su aldığınızda tadı hiçbir şeye benzemez. Sorun sıcaklığa bağlı tadın açıklanmasından çok, genelde neden bu tatları duyumsamadığımıza bir açıklama getirilmesidir," diyor.

Green sıcaklığa bağlı tat alma tepkisinin genellikle gizli kaldığını düşünüyor ve "Ağzınıza aldığınız şeylerin büyük bir bölümünün belli bir tadı vardır. Ancak bu tadı belli koşullarda duyumsayabilirsiniz," diyor. Green, söz gelimi, dondurma yedikten sonra dilin ısınma hızının ağızda şekerli bir tat bırakamayacak denli yavaş olduğunu düşünüyor ve doğuştan sıcaklığa duyarlı iseniz böylesi bir etkiyi evinizde yaratabileceğinize dikkat çekerek, "Bir buz parçasını dilinizin ucuna tutarsanız, bunun birkaç saniye içinde ağzınızda tuzlu bir tat bıraktığına tanık olursunuz," diyor.

Yalnızca erkekler için değil

Erkeklerin iktidarsızlık sorununa çözüm olarak geliştirilen Viagra çocuk sahibi olmanıza da katkıda bulunabilir, ama sizin düşündüğünüz biçimde değil. Nevada'lı bilim adamlarına göre, bu minik mavi haplar kadınların gebe kalmalarına da yardımcı olabiliyor.

Sher Doğum Enstitüsü'nden Geoffrey Sher dölyollarına kusursuz bir oğulcuk yerleştirildiğinde bile gebe kalmakta güçlük çeken bir grup kadın olduğunu ortaya koydu. Bunun çeşitli nedenleri vardı: Kimilerinde iltihaplanma ya da lifli ur vardı; kimileri anneleri bir zamanlar düşüğe karşı uygulanan, şimdi ise kansere yol açtığı gerekçesiyle yasaklanan "diethyl-stilboestrnol" adlı ilacı kullanmışlardı.

Ne var ki, bu kadınlar arasında tek bir ortak özellik göze çarpmaktaydı. Bu da dölyatağı zarının sağlıklı oğulcukları bile barındıramayacak denli ince olmasıydı. Sağlıklı kadınların çoğunda söz konusu zarın kalınlığı yumurtlama başladığında en az 8 milimetreye ulaşır. Sher'in hastalarının çoğunda ise zarın kalınlığı bnun hemen hemen yarısı kadardır. Bu da, kas dokusunun dölyatağı duvarına giden kanın çok az olmasıyla ilintiliydi.

Sher dölyatağına daha fazla kan gitmesini sağlamak amacıyla çeşitli yöntemler denedi. Kimi hastalarından nitrik oksit yayarak kan damarlarının gevşemesine neden olduğu bilinen nitrogliserin parçaları takmalarını istedi. Bunlar kadınların gebe kalmalarına yardımcı olmakla birlikte, baş ağrısı, bulantı, ani tansiyon düşmesi gibi yan etkileri dayanılmazdı.

Viagra piyasaya çıkınca Sher bu ilacın kadınların da işine yarayabileceğini anladı. Çünkü Viagra, tıpkı nitrogliserin gibi, kan damarlarını gevşetici bir etki yaratıyordu. Üstelik yan etkileri de pek fazla değildi.

Sher yapay yöntemlerle gebe kalma girişimleri en az üç kez başarısızlıkla sonuçlanan dört kadını denek olarak kullandı. Deneklerin dölyatağına giden kan miktarını ve zar inceliğini ölçen Sher onlara 25 miligram Viagra içeren, özel olarak hazırlanmış fitillerden uyguladı. Bir hafta boyunca günde dört kez ilacı kullanan kadınlarda Viagra'nın kan akışı miktarını ve dölyatağı zarının kalınlığını çarpıcı bir biçimde arttırdığına tanık oldu. Araştırma sonunda deneklerden üç gebe kaldı; ikisi sağlıklı birer bebek doğurdu.

Sher elde ettiği bulguların yalnızca bir başlangıç olduğunu, araştırmanın daha ayrıntılı bir biçimde sürdürüleceğini belirtiyor ve, "İşimiz artık günlere değil, saatlere kaldı. Kısa bir süre içnide çalışmaların tamamlanacağını, her şey yolunda giderse bu türde kısırlık sorunu olan kadınların yakında doğal yöntemlerle gebe kalabileceklerini umuyorum," diyor.

Rita Urgan

 

Viagra kadında kullanılabilir mi?

Viagra'nın kadınlarda etkilerini araştıran çalışmalar başladı.

Doç. Dr. Ateş Kadıoğlu (*)

Dr. Engin Kandıralı (**)

Penisin sertleşme mekanizması üzerine 1983 yılında başlayan çalışmalar 1990'lı yıllarda moleküler biyoloji düzeyinde yoğunlaşmış ve bu da sildenafil (Viagra) adlı ilacın günümüzde erkek erektil disfonksiyon tedavisinde kullanıma girmesi ile sonuçlanmıştır.

Kadında seksüel uyarı ve orgazmda başrolü oynayan organlardan biri klitoristir ve erkekteki penise karşılık gelir. Klitoris anatomik olarak iki silindir (korpus kavernosum) ve bunların üzerine oturmuş bir şapkadan (glans) oluşur. Her silindir bir fibröz kılıf ile çevrili olup, klitoris içinde süngersi doku olarak % 5 oranında düz kas vardır. Aynı peniste olduğu gibi klitoral arterler kan akımını sağlar ve daha ince olan uç dalları ise düz kas gerginliğini regüle eder. Seksüel aktivite sırasında klitoristeki düz kaslar gevşer, içi kanla dolar ve böylece klitoris irileşir. Buradaki düz kasların gevşemesi için hücre içinde ikincil haberci olan cGMP düzeyinin artması gereklidir. cGMP'nin sentezi nitrik oksidin klitoral silindirlerdeki süngersi dokuyu gevşettiği ve vagina düz kasında da gevşeme sağladığı kanıtlanmıştır.

Özellikle menopozdan sonra pek çok kadın cinsel ilişki sırasında huzursuzluk, vaginada kuruluk ve vagina uyarılma eşiğinin yükselmesinden yakınmaktadır. Yine bu grupta % 3'e varan oranlarda cinsel isteksizlik ve orgazm bozukluğu bildirilmektedir. Kadında cinsel yakınmalara bu sıklıkta rastlanmasına rağmen kadın cinsel fonksiyon ve seksüel disfonksiyon patolojisini açıklayacak fizyolojik mekanizmalar henüz tam olarak ortaya konmamıştır.

Bilindiği gibi Viagra fosfodiesteraz tip 5 enzimini inhibe ederek cGMP'nin yıkımını engeller ve hücre içi düzeyinin yüksek kalmasını sağlar. cGMP klitoris süngersi dokusunda gevşeme sağladığı ve Viagra da klitoristeki cGMP düzeyini arttırdığı için Amerika Birleşik Devletleri'nde FDA (Food and Drug Administration) Viagra'nın kadınlarda etkinliğini inceleyen bir çalışma başlatmıştır. Klitoris orgazm sırasında irileşir ancak sertliği devam ettirecek mekanizmalar bulunmadığından sertliği penis sertliğine ulaşmaz. Bu nedenle Viagra verilen kadınlarda tedavi ölçüsü olarak klitoris sertleşmesi değil orgazm parametre olarak alınacaktır. Cinsel ilişkiden 1.5-2 saat önce alınan Viagra sonrası kadınlarda ilişki sırasında vaginal salgı ve orgazm değerlendirilecektir. Bu çalışma ile kadınlarda orgazmın, Viagra ile olumlu olarak etkilendiği gösterilirse yeterli uyarıya rağmen orgazm olamayan kadınlar da Viagra'dan yararlanabilecektir.

Çalışmanın sonuçları merakla beklenmektedir. İlaç kadın popülasyonuna da hitap ederse kullanıcı hedef kitle artacağından satış rekorları kırabilir.

Medyaya ise yeni bir uğraş alanı çıkacaktır. Viagra alan erkeklerde ilacın etkinliğini bildiren haberler görsel ve yazılı basında yer almıştır. Bu kez Viagra alan erkek ile Viagra alan kadın arasındaki cinsel ilişkiyi anlatan makaleler yayınlanacaktır.

(*, **) İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.

Kaynaklar

1- Park, K. ve ark.: Sildenafil inhibits phosphodiesterase type 5 in human clitoral corpus cavernosum smooth muscle. Bioc. and Biop. Res. Com.

2- Sadeghi-Nejad H. Ve ark.:Impotance is a couple 's disease: Studies in female sexual dysfunction. J. Urol 1996; 155: 677 A.

3- Goldstein, M.K., Teng, N.N.: Gynecologic factors in sexsual dysfunction of the older women. Clin. Geriatr. Med. 1991; 7: 41-61.

4- Burnett, A.L. ve ark.: Immunohistochemical description of nitric oxide synthase isoforms in human clitoris. J. Urol. 1997; 158: 75-78.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kastamonu- Taşköprü Lisesi 1985-1986 Yılı Mezunları İletişim Adresi

Kategoriler

Arkadaşlarım

yeniedebiyat
alisahin37
hasan37
Ali ŞAHİN
guldeste
kastamonunet
Ali ŞAHİN (alsah)
Ali ŞAHİN
esedereli
kozan