Ankaralı Eczanesi

7/1/2006 - Genetik Yapısı Değiştirilmiş Yiyecekler Yararlı mı, Zararlı mı?

Kategori: saglik

Bilim Teknik 07.01.2006

Genetik yapısı değiştirilmiş yiyecekler yararlı mı zararlı mı?

Gerçekte GD yiyecekler insanlık için yararlı olacak. Çünkü ucuza, verimliliği ve besleyici değeri yüksek ürünler elde edilebiliyor. İleride daha gelişmiş, daha önemli proteinler (örneğin aşılar) içeren çeşitli ürünler geliştirilecektir. Güvenlik sorunları da aşılacak.

Örneğin, mısır ve soya fasulyesinde olduğu gibi

protein kalitesi geliştiriliyor,

metiyonin, triptofan, lizin gibi amino asitlerin miktarı artırılıyor,

yağ içeriği değiştiriliyor,

yeni proteinler ekleniyor;

pamukta ürünün lif dayanıklılığı ve kalitesi geliştiriliyor;

domates ve patatesin besleyici özelliği artırılıyor, dayanıklılığı geliştiriliyor;

pirinçte ürünün A vitamini miktarı artırılıyor;

brokolide ürünün raf ömrü artırılıyor; kahvenin kafein içeriği azaltılıyor,

Bitkiler bazı bakteri ve virüslerin belirli genleri aktarılarak bitkinin haşareye ve virüslere karşı dayanıklılığı artırılıyor. Böylece daha az pestisit (haşere ilacı) kullanılıyor. Bitkinin yabani otlara karşı kullanılan ilaçlara (herbisit) karşı toleransı da geliştirilebiliyor. Bitki ilaçtan etkilenmiyor ve tek tip bir ilaç yabani otları temizlemede yeterli olabiliyor. Sonuçta çevre kirliliği de azaltılıyor

Mehmet Şeneş*

Doğan Yücel*

Bundan yaklaşık yarım yüzyıl önce Watson ve Crick'in DNA yapısını keşfetmesiyle birlikte biyolojide ve biyoloji ile ilgili bilim alanlarında çok büyük gelişmeler oldu. Keşiften 20 yıl sonra rekombinant DNA teknolojisi bulundu; 2001'de ise İnsan Genomu Projesi, insan genomunun kaba yapısını açıkladı. Böylece insanlık "Genom sonrası" döneme girdi. Bu gelişmeler farklı pek çok teknoloji alanında yansımasını buldu. Bu alanlardan birisi de gıda teknolojisi. Gıda teknolojisine damgasını vuran ve günümüzde en çok tartışılan uygulama ise Genetiği Değiştirilmiş (GD) yiyecekler. Genetiği değiştirilmiş yiyecekler, genetiği değiştirilmiş organizmalardan elde edilen yiyecekler. Genetiği değiştirilmiş organizma, genetik materyali doğal olmayan yollardan değiştirilmiş organizmalara deniyor.

Bugün GD yiyecekler konusunda iki zıt görüş çarpışıyor: GD yiyecekleri savunanlar, genetik mühendisliği ürünü bu yiyeceklerin normal bitki ve hayvan üretiminden farklı olmadığını öne sürüyorlar. Ancak, çok da inandırıcı olduklarını söylemek zor. Çünkü bu ürünlere Avrupa'da henüz iyi gözle bakılmıyor.

GD yiyeceklere karşı olanlarsa genetik mühendisliğinin normalde doğanın yapmayacağı değişiklikleri yaptığını, belli bir canlının genlerinin kesilerek başka canlılara nakledildiğini, böylece türler arasında karmaşa yaratılabileceğini, bunun da yeni güvenlik ve çevre sorunları getireceğini öne sürüyorlar. Örneğin, domates ve patates gibi bitkilerin donmasını önlemek için, Kuzey Kutbu'nda yaşayan bir balığın donmayı önleyen protein genleri bu bitkilere nakledildi.

1800 FARKLI BİTKİ TÜRÜ

Gerçekte, doğada genler doğal mutasyonlar sonucu sürekli değişiyor. Ve insanlık genetik değişiklikleri çok eskiden, binlerce yıldan beri kullanageldi. İnsanoğlu zıraatı öğrenerek göçebe toplumdan toprağa yerleşik topluma sıçradıktan sonra, ektiği bitkilerden daha kaliteli ve verimli ürün alabilmeyi amaçladı.

Bu amaçla tohumlar arasında çaprazlamalar yoluyla genetik değişiklikler yaptı. Bitkilerin doğal olarak yetiştiği coğrafi bölgelerin dışında da yetiştirilmesini sağladı.. Örneğin, bir Asya bitkisi olan soya bugün tüm Amerika kıtasında yetiştirilebiliyor. Tersine, bir Amerika bitkisi olan patates tüm dünyada yetişmektedir.

İnsanlık genetik değişikliklerle ürünü geliştirme amacıyla daha yakın zamanda ışınlama tekniğini de kullandı. Kobalt 60 izotopu ile tohumlar gama ışınlarına maruz bırakıldı, böylece mutasyona uğrayan türler içinden istenenler seçildi ve üretildi.

Bu şekilde 1970'ten beri 1800'den fazla farklı bitki türü geliştirildiği belirtiliyor. Daha sonra 1980'lerden başlayarak genetik mühendisliği uygulamaları bu alanda yerini aldı.

PEKİ NE FARK VAR?

Madem eski yöntemlerle de türde genetik gelişmeler yapılabiliyodu, o halde geleneksel olarak değişiklik yapılan ürünlerle genetik mühendisliği ürünleri arasında ne fark var, sorusu akla geliyor. Genetik mühendisliği, gen değişikliklerini, ki bu tek bir gen de olabilir, birden fazla gen de olabilir, çok daha kesin, öngörülebilir ve kontrollü bir şekilde yapabilmektedir.

Geleneksel yöntemler ise bir bitkide yer alan binlerce genin, başka bir bitkinin binlerce geniyle rastgele karıştırılmasını gerektirir. Dolayısıyla yeni özellikler taşıyan bir bitki türünün geliştirilmesi 10-15 yıl gibi uzun bir süreyi kapsar. Bu süre genetik mühendisliği ürünlerinde yarı yarıya azaltılmıştır.

Bugün dünyada belli başlı bitkisel tarım ürünleri genetik mühendisliği teknikleriyle geliştiriliyor. En çok da mısır, pamuk, soya fasulyesi, patates ve kanola üretiminde bu uygulamalar yapılıyor. Bunların yanı sıra, tahıllar, çeşitli sebzeler ve meyveler de genetik değişiklikler yapılarak üretiliyor.

Ticari olarak ilk 1996'da bu ürünlerin üretimine geçildi ve gittikçe yaygınlaştı. ABD'de genetiği değiştirilmiş ürünlerin 2001 verilerine göre mısırda %20, soyada %63, pamukta %13, kanolada %5 oranında yetiştirildiği belirtiliyor.5 Bu ürünlere gen değişiklikleri ile pek çok olumlu özellikler kazandırılıyor.

NELER DEĞİŞTİRİLİYOR?

Örneğin, mısır ve soya fasulyesinde olduğu gibi

protein kalitesi geliştiriliyor,

metiyonin, triptofan, lizin gibi amino asitlerin miktarı artırılıyor,

yağ içeriği değiştiriliyor,

yeni proteinler ekleniyor;

pamukta ürünün lif dayanıklılığı ve kalitesi geliştiriliyor;

domates ve patatesin besleyici özelliği artırılıyor, dayanıklılığı geliştiriliyor;

pirinçte ürünün A vitamini miktarı artırılıyor;

brokolide ürünün raf ömrü artırılıyor; kahvenin kafein içeriği azaltılıyor 6 vb...

DAYANIKLILIK VE DAHA AZ İLAÇ

Bunlara ek olarak, bitkiler bazı bakteri ve virüslerin belirli genleri aktarılarak bitkinin haşareye ve virüslere karşı dayanıklılığı artırılıyor. Böylece daha az pestisit (haşere ilacı) kullanılıyor. Bitkinin yabani otlara karşı kullanılan ilaçlara (herbisit) karşı toleransı da geliştirilebiliyor.

Böylece bitki ilaçtan etkilenmiyor ve tek tip bir ilaç yabani otları temizlemede yeterli olabiliyor.

Sonuçta çevre kirliliği de azaltılıyor. 7 Biyoteknoloji ürünü bitkilerden elde edilen bazı maddeler, gıda sanayiinde katkı maddesi olarak da kullanılıyor. Örneğin, biyoteknoloji ürünü soyadan elde edilen lesitin çikolata üretiminde, mono ve digliseritler ise unlu mamullerde kullanılıyor.

Bugün ABD'de üretilen gıdaların en az %70'inde genetiği değiştirilmiş soya ve mısırdan elde edilen katkı maddelerinin kullanıldığı belirtiliyor. 5

GD'Lİ YİYECEKLER ZARARLI MI?

Günümüzde, gerek biyoteknoloji firmaları, gerekse bazı bilimsel çevreler biyoteknoloji ürünü yiyecekleri zararsız buluyorlar. Ancak, konu hemen kestirip atıverilecek basitlikte değil. Çünkü, yiyecek güvenliği önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Bu nedenle biyoteknoloji ürünü yiyeceklerin güvenli olup olmadığı uzun vadeli araştırmalar ile belirlenmelidir.8

Geleneksel olarak geliştirilen ürünleri insanlık çok eski zamanlardan beri deneyerek bugüne geldi.

Oysa biyoteknoloji ürünleri yaklaşık olarak son on yıldır kullanılıyor. Bu nedenle sıkı denetime tabi tutulmaları yerinde. Biyoteknoloji ürünü bitkilerden duyulan endişe çok da yersiz değil.

Bu endişelerden birisi, biyoteknoloji ürünlerindeki yeni proteinlerin alerjik olaylara yol açmaları. Ancak, henüz korkulacak boyutta alerjik reaksiyonlar görülmüş değil. 9

Başka bir endişe, yeni gen taşıyan ürün yendiğinde bu yeni genin bağırsaktan sızarak hücrelerin genetik materyali ile birleşmesi ve bunun istenmeyen sonuçlara yol açması, bağışıklık sistemini etkileyerek kanser riskini artırması.10

Ancak bunların kanıtlanması için uzun zamana gerek var. Ayrıca, benzer bir mekanizma sonucu bu ürünlerin bakterilerde antibiyotik direncine yol açacağı belirtiliyor.

Başka bir endişe çevreye verecekleri zarar. Doğada biyolojik değişkenliği, doğal zenginliği azaltacağı, ayrıca pestisitlere dirençli yabani otların doğmasına neden olacağı korkusu yaygın.11

SORUNLAR AŞILACAK

Bütün bunlar bir yana, kanımızca en tehlikeli gelişme, olayın ekonomik boyutu. GD ürünlerin üretiminde başı ABD çekiyor. ABD tekelleri çuk ucuza ürettiği genetiği değiştirilmiş bitki tohumlarını dünya pazarına sürüyor.

Ne var ki bu tohumlar taşıdıkları "terminatör gen" nedeniyle steril. Dolayısıyla, tohum alan ülkelerin giderek bağımlı hale geleceği, böylece ABD'nin dünya tarımını ele geçireceği belirtiliyor. ABD'nin işgal ettiği Irak'ta sadece GD ürünlerin üretilmesine izin vermesi bu endişeyi haklı çıkarıyor.12

Gerçekte GD yiyecekler insanlık için yararlı olacaktır. Çünkü ucuza, verimliliği ve besleyici değeri yüksek ürünler elde edilebiliyor. İleride daha gelişmiş, daha önemli proteinler (örneğin aşılar) içeren çeşitli ürünler geliştirilecektir. Güvenlik sorunları da aşılacaktır.

Gene de bugün için Avrupa Birliği ülkelerinin yaptığı gibi GD ürünlere karşı temkinli olmak doğru tutum. Ancak GD yiyecekler üzerine tartışmalar daha uzunca bir süre devam edecek gibi görünüyor.

* Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Biyokimya Bölümü

doyücel@yahoo.com

Kaynaklar

1. Watson JD, Crick FHC. Molecular structure of nucleic acids: a structure for deoxyribose nucleic acid. Nature 1953; 171: 737­738.

2- Lander E S vd. Initial sequencing and analysis of the human genome. Nature 2001; 409: 860­921.

3- Rowland IR. Genetically modified foods, science, consumers and the media. Proc Nutr Soc 2002; 61: 25-29.

4- Institute of Radiation Breeding. http://www.irb.affrc.go.jp

5- Harlander SK. The evolution of modern agriculture and its future with biotechnology. J Am Coll Nutr 2002; 21: 161S-165S.

6- USDA/APHIS. Lists of Field Test Releases in the US. http://www.isb.vt.edu.

7- Wauchope RD vd. Predicted impact of transgenic, herbicide-tolerant corn on drinking water quality in vulnerable watersheds of the mid-western USA. Pest Manag Sci 2001; 58: 146-160.

8- Helm RM. Food biotechnology: is this good or bad? Implications to allergic diseases. Ann Allergy Asthma Immunol 2003; 90: 90-98.

9- Kimber I, Dearan RJ. Approach to assessment of the allergenic potential of novel proteins in food from genetically modified crops. Toxicol Sci 2002; 68: 4-8.

10- Godfrey J. Do genetically modified foods affect human health? Lancet 2000; 355: 414.

11- Leeder SR. Genetically modified foods ­ food for thought. Med J Aust 2000; 172: 170-173.

12- Tamer M. ABD dayattı: Irak'ta sadece GDO'lu tarıma izin var. Milliyet, 17 Mart 2005.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kastamonu- Taşköprü Lisesi 1985-1986 Yılı Mezunları İletişim Adresi

Kategoriler

Arkadaşlarım

yeniedebiyat
alisahin37
hasan37
Ali ŞAHİN
guldeste
kastamonunet
Ali ŞAHİN (alsah)
Ali ŞAHİN
esedereli
kozan