Ankaralı Eczanesi

12/2/2006 - Sağlık... Sağlık...

Kategori: saglik

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış   

Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü   

Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları

 
Cumhuriyet 28.06.2003

sağlIk

Prostat kanseri tedavisinde yeni seçenekler

Pek çok erkeğin korkulu rüyası olan prostat kanserinin tedavisinde bugün 6 farklı yöntem uygulanıyor.

Kadınlarda göğüs, erkeklerde prostat, yaş ilerledikçe sorun çıkartan iki üreme organı. Kadınlar için göğüs kanseri ne kadar tehlikeliyse, prostat kanseri de erkekler için aynı derecede riskli. Üretranın (idrar yolu) çaprazında, rektumun (bağırsağın makada bitişik düz parçası) önünde yer alan ceviz büyüklüğünde bir bez olan prostat, spermlerin vücut dışında daha kolay hareket etmesini sağlayan bir sıvı salgılar.

Erkek yaşlandıkça bu bez büyüyerek -bazen şeftali boyutlarına ulaşır- idrar yapmayı zorlaştırır; mesane (idrar kesesi) veya böbrek sorunlarına yol açar. Ayrıca bu evrede tümör eğilimi artar. Bu tümörler mesaneye, lenf nodüllerine veya kemiklere sıçrayabilir. Prostat kanseri erkeklerdeki en yaygın kanser türleri sıralamasında ikinci (birinci deri kanseri), ölüme neden olan kanser tipi sıralamasında da ikincidir (birinci akciğer kanseri). Prostat kanseri çok yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. Öyle ki hasta senelerce yaşayabilir ve ölümü başka bir nedene bağlı olabilir. Ne var ki hastalık kemiklere sıçrarsa, tedavisi olanaksızlaşır ve pek çok kanser tipinde olduğu gibi çok acılı seyreder.

Ancak prostat kanserinden ölümler giderek azalıyor. Amerikan Kanser Birliği'nin tahminlerine göre bu yıl ABD'de prostat kanserinden ölenlerin sayısı 29.000'e düşecek. Bu sayı 2001'de 31.500 ve 2002'de 35.000 idi. (Bir karşılaştırma için, kadınlarda göğüs kanserinden ölenlerin sayısı son 10 yılda 43.000'den 39.800'e geriledi).

Ölümler azalıyor

Prostat kanserindeki bu azalma teşhis ve tedavideki iyileşmeye bağlanıyor. Sözgelimi akciğer kanseri ile karşılaştırdığımız zaman, prostat kanserinin risk fatörleri ya bilinmiyor ya da kaçınılmaz oluyor. Yaş bunlardan biri. 40'lı ve 50'li yaşlar arası, hastalık 53 erkeğin birinde, 60 ve 79 yaşları arasında 7 erkeğin birinde görülüyor. Ailelerinde prostat kanseri vakası olanlarda bu risk daha yüksek.

Bazı bilimsel çalışmalara göre obezite ve hayvani yağ bakımından zengin gıdalarla beslenmek hastalık riskini artırıyor. Domateste bulanan likopen'in koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor. Bu arada vasektomi (meni kanalı ameliyatı), bisiklete binme ve aktif bir seks yaşamının (veya seksten uzak durmanın) herhangi bir etkisinin olduğu konusunda somut bir bulgu söz konusu değil.

Teşhis konusunda son 20 yılın en önemli gelişmesi PSA denilen (prostat spesifik antijen) basit bir test. PSA'nın kan düzeyinin yükselmesi prostattaki değişiklikleri haber verir. Kural olarak 4'ün üzerindeki PSA değeri bir uyarı olarak algılanmalı. 2,5'un üzerindeki bir değer, kişi 40'li yaşlarındaysa, kuşku uyandırıcı bir durum olarak ele alınabilir. Pek çok doktor, tek bir değerden çok, ardarda yapılan ölçümlerin daha anlamlı olduğu konusunda hemfikir. Yüksek bir değer ikinci bir test ile doğrulanırsa doktorlar biyopsi isteyebilir. Kanser hücreleri, eğer varsa, Gleason ölçeğine göre değerlendirilir. 1 ile 10 arasındaki bu ölçekte sayı ne kadar yüksekse tümör o denli tehlikelidir.

İşte bu nedenle tedavinin nasıl bir seyir izleyeceği, hastaya ve doktora bağlıdır. Bu süreç, modern tıbbın karşı karşıya kaldığı en zor seçimlerden biridir. Tedavi seçenekleri birden fazladır; yan etkiler konusunda kesin bir tahminde bulunmak zordur; en kötüsü de bunun bir ölüm kalım meselesi olmasıdır.

Hastalığın yavaş bir seyir izlediği yaşlı hastalarda hiçbir şey yapmamak belki de en iyi çözümdür. Tedavi konusunda alınan herhangi bir karar herkes için geçerli olmadığı için, Newsweek 6 farklı yöntemi artı ve eksileriyle tek tek inceliyor ve bu tedavilerin uygulandığı kişilerin görüşlerine de yer vererek uygulamada ortaya çıkan sorunlara dikkat çekiyor.

Radikal prostatektomi

Konvansiyonel açık ameliyat yöntemi ile prostatın çıkartılması, diğer tedavilerin işe yaramadığı durumlarda altın standarttır. ''Prostat bezi ile sınırlı kanseri ortadan kaldırmanın en iyi yolu bezin total olarak çıkartılmasıdır'' diye konuşan Johns Hopkins'ten ürolog Patrick Walsh, bugüne dek 3.000 prostatektomi ameliyatı yapmış. Ortalama olarak, kanserli bir prostatta 7 belirgin tümör bulunduğunu belirten Walsh, ''Hasta ne kadar gençse ve önünde ne kadar uzun bir yaşam süresi varsa, prostatının çıkartılması konusunda daha uzun düşünmek gerekir'' diyor.

Hasta öyküsü: Bu tedaviyi seçenlerden biri 59 yaşındaki yazılım uzmanı Myle Holley . ''Prostatımın çıkartılmasını ben istedim'' diye konuşan Holley, ameliyatının üzerinden üç ay geçtiğini ve kendini sağlıklı hissettiğini belirtiyor. Ne var ki bu arada operasyonun yan etkileriyle tanışıyor. Mesane üzerinde kısmi kontrol kaybı ve cinsel iktidarsızlık bunların başında. Prostat, penis ve mesaneye giden kan damarı ve sinir yollarının üzerinde bulunur. Dolayısıyla damar ve sinirlere zarar vermeden bezi çıkartmak olanaksızdır.

Bu zararın boyutları, doğal olarak, hastaya ve cerrahın yeteneğine bağlıdır. Pek çok erkek, zaman içinde mesane kontrolunu yeniden kazanır. Ne var ki çok az sayıda hastada bu kontrol bir daha geri kazanılmaz. Pek çoğu, özellikle yaşlılar, cinsel fonksiyonlarına yeniden kavuşamazlar ve en azından ereksiyon durumunu sürdürme konusunda zorluk yaşarlar. Bazı durumlarda Viagra yardımcı olabilir. Prostat olmadığı zaman ejekülasyon (atım) olanaksızdır; erkekler cinsel doyuma ulaşabilir, ancak bu, hiçbir zaman eskisi kadar doyurucu olmaz. Holley, operasyondan sonra yaşadıklarını şöyle dile getiriyor:''Bir kere ped kullanmaya başlıyorsunuz.

Ayrıca cinsel kapasitem hakkında artık hiçbir şey bilmiyorum. Doktorum bana bu konu üzerinde düşünmemem gerektiğini söyledi. Zaman içinde ped'den kurtulacağımı sanıyorum. Ancak ikinci sorunumun ne olacağı meçhul. Yine de yaşadığıma şükür!''

Laparoskopik operasyon

1990 yılında uygulanmaya başlayan bu yöntem, konvansiyonel cerrahinin bir çeşidi. Ve zamanla daha fazla kabul görüyor. Küçük bir kesikten, videodan izleyerek yapılan bu operasyon, kan kaybını ve büyük kesik riskini minimize eder. Böylece hastalar birkaç hafta yerine birkaç gün içinde normal yaşamlarına dönerler. Ne var ki cinsel iktidarsızlık, idrar kaçırma gibi yan etkiler bu yöntemde de geçerlidir.

Hasta öyküsü: 55 yaşındaki Bob Klaus çarşamba günü laparoskopi yöntemiyle ameliyat olmuş, cuma günü evine çıkmış ve pazartesi günü işine başlamış. ''Harvard Medical School Guide to Men's Health'' isimli kitabın yazarı Dr. Harvey Simon bu yöntem hakkında şunları söylüyor:''Bundan 5 yıl sonra bu yöntem genel uygulama haline gelecek. Ancak operatörlerin bu yöntemi öğrenmeleri epey zaman alacak. Bu konuda uzmanlaşmak için deneyim ve yetenek gerekli. Açık ameliyatlara göre bu yöntem daha fazla komplikasyon içeriyor. Özellikle rektal hasar olasılığı yüksek.''

Radyasyon

Radyasyon ya dışarıdan odaklanmış ışın şeklinde, ya da pirinç tanesi büyüklüğünde radyoaktif izotop tohumlarının (iyodin veya paladyum) doğrudan prostata yerleştirilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Ameliyattan daha ucuz ve daha kolay olan radyasyon uygulaması nekahat devresine gerek bırakmaz. Bu yöntemin en önemli dezavantajı tümör hücrelerinin tümünü yok etmeme olasılığıdır. Ayrıca dokunun zarar görmesi, ileride radikal ameliyat olasılığını ortadan kaldırabilir. (Sağlıklı dokuların hasar görmesi zaman içinde, açık ameliyat sonrası kadar ciddi olmasa, da cinsel fonksiyonları bozabilir.) Radyasyon genellikle yaşlı erkeklerin tercihidir, çünkü bu kişiler tümörün 15 yılda yeniden büyümesi riskini göze alabilirler.

Hasta öyküsü: 76 yaşındaki Aaron M.Bernstein , birkaç hafta boyunca sonda ile idrar yapma sıkıntısından kurtulmak için üç yıl önce bu yöntem ile tedavi olmuş. Şu anda haftada bir tenis oynayan Bernstein, uzun vadede ne olacağı hakkında fazla kafa yormadığını ve iyimser olmak gerektiğini söylüyor.

Hormon terapisi

Prostat tümörleri testosterondan beslenir. Bundan, hormonu ortadan kaldıran veya bloke eden ilaçların tömörleri küçültebileceği sonucu çıkıyor. Bu yöntem, kanserleri prostat bezi ile sınırlı olmayan erkekler için iyi bir tercih olabilir. ''Hastalıkları ileri safhada olanlar için bu harika bir tedavi'' diye konuşan Simon, ''Bu yöntem tek başına kanseri tedavi etmez. Ancak birkaç yıl sürebilecek olan gerileme döneminden sonra kanser tipik olarak yeniden nükseder. Yalnızca prostat ile sınırlı olan tümörlerde, ameliyata alternatif olarak, hormon ve radyasyon terapisi birlikte kullanılabilir'' diyor.

Hasta öyküsü: 69 yaşındaki Phil Hadley , hormon terapinin yan etkilerini menopoza benzetiyor:''Terleme, başağrısı ve sinirlilik hali ortaya çıkıyor. Radyasyon ışını terapisi ile birlikte uyguladığım hormon terapisi PSA değerini 0.1 civarında tutuyor. 2001 yılından bu yana başladığım bu tedaviden hiçbir zaman pişmanlık duymadım.''

Beslenme ve yaşam şeklinde değişiklik

Bu yöntemi -tek başına veya diğer yöntemlerle birlikte- kalp hastalıklarında beslenmenin rolü konusunda sayılı uzmanlardan biri olan Dr. Dean Ornish öneriyor. Dr. Ornish, alınan yağ miktarını toplam kalorinin yüzde 10'u düzeyine düşürerek ve haftada 3 saat egzersiz yaparak -meditasyon ile birlikte- PSA değerinin 3 ay içinde yüzde 6.5 oranında düşürüleceğini iddia ediyor. Simon, bu sonucun çok önemli olmadığına, ayrıca prostat kanseri için alternatif bir tedavi yöntemi oluşturmadığına dikkat çekiyor.

Hasta öyküsü: Ornish programını uygulayan 63 yaşındaki Bob Gorczyca , daha köklü bir çözümü mümkün olduğunca ertelemek için beslenmesine ve egzersizlerine dikkat ediyor. Gorczyca'ya prostat kanseri teşhisi 1999 yılında kondu. O dönemde PSA değeri 7'nin üzerindeydi. İlk yapılan biyopsiye göre Geason değeri 4 bulundu. Bu da hastalığın çok hızlı ilerlemeyen bir türü olduğunu gösteriyordu. Radikal bir operasyon geçirme korkusuyla -ped kullanma ve cinsel iktidarsızlık onun için bir kâbustu- aylarca ciddi bir tedaviden kazındı. 2000 yılının Mayıs ayında Ornish programına katıldı. Eylül ayında PSA'sı 4.7'lere geriledi. Ayrıca 7 kilo verdi ve kolestrolü 130'lara düştü. İleride ameliyat veya radyasyonun kaçınılmaz olduğunu bilse de zamandan çalmayı tercih ediyor.

Dikkatli kontrol

Bu taktik genellikle 75 veya 80 yaşının üzerindekiler için önerilir. Bu yaştakilerin tedaviden yarardan çok zarar göreceği öngörüldüğü için tümörlerin kontrol altında tutulması daha akılcıdır. Aslında daha genç erkekler de bekleyip, hastalığın nasıl bir seyir izlediğini gözlemeyi tercih edebilir.

Hasta öyküsü: 65 yaşındaki Lawrence Lovett , 1998 yılında PSA düzeyi 7 çıktıktan sonra her üç ayda bir PSA değerini yeniden ölçtürüyor. Elle yapılan kontrollerde, doktorlar prostatının büyüdüğünü teşhis ettiler. Ancak düzgün olması henhangi bir tümör olasılığını ortadan kaldırıyordu. 5 yıldan bu yana Lovett'in PSA ölçümleri 6 ile 7 arasında oynuyordu. Bu arada egzersiz ve özel diyet ile 13 kilo verdi. Geçen yıl PSA ölçümleri 7.8'e tırmandı. Sonuçta yapılan biyopside anormal hücrelere rastlandı. Aynı durumda olan diğer prostat kanserli destek gruplarının önerisiyle köklü bir tedavi yöntemine geçmeden önce beklemeyi tercih ediyor:''Ürologlar çoğunlukla elinde neşter, sizi bekler. Ancak kendimi onların ellerine teslim etmeden önce başka alternatifleri denemek isterim.''

Reyhan Oksay

Newsweek, 16 Haziran 2003

KADINLAR NE İSTER?

Orgazmı engelleyen etmenleri ve tedavi yöntemlerini araştıran bilim adamları, fiziksel müdahale ile cinsel terapi arasında seçim yapmaya zorlanıyor.

Betty Connelly 45 yaşında. Sorunu orgazm olamamak. Yıllarca sorununa çözüm aradı. Sayısız terapistin kapısını aşındırdı. Psikiyatristler cinsel ilişkiden zevk almamasının nedenlerini ortaya çıkartmak için bilinç altını hallaç pamuğu gibi attılar. Sonuçta hiçbir şey bulunamadı. Bu arada Betty'nin cinsel faaliyetleri giderek hız kesti; kocası teselliyi evlilik dışı bir ilişkide aramaya başladı; evlilikleri sona erdi. Bunalıma giren Betty, psikiyatristinin kanapesinden kalkıp üroloğun muayene masasına yattı. Sonunda orgazm olamamasının nedeni bulundu: Betty'nin klitorisinin üzerinde doğuştan bir deri parçası bulunuyordu. Klitorise yapışık olan bu parça ameliyatla çıkartıldı. Ve Betty en sonuda cinsel ilişkiden zevk almaya başladı.

Bu örnekte açıkça görüldüğü üzere seks terapisi Betty'ye ancak soğuk duş etkisi yapıyordu, çünkü probleminin kaynağı psikolojik değil, fizikseldi . Betty'nin sorunu, kadınlardaki cinsel sorunlara yaklaşımda son yıllarda ortaya çıkan eğilimleri yansıtması bakımından tipik bir örnek. Özellikle Viagra'nın piyasaya çıkmasından sonra cinsel sorunların psikolojik değil, fiziksel kökenli olduğu düşüncesi güç kazandı. Bu görüş, kadınların cinsel yaşamlarının söz konusu olduğu durumlarda iyice güçlendi. ''Kadın cinsel anomalisi-Female Sexual Dysfunction'' (FSD) adı verilen bu sorun, ölçülebilir, tanısı konabilir ve kesin olarak ilaç, tıbbi cihaz ve ameliyatla tedavi edilebilir fiziksel bir sorun olarak ele alınmaya başladı.

Bu arada geleneksel seks terapistleri zorla ele geçirdikleri kalelerinden kolay kolay vazgeçeceğe hiç benzemiyor. Bunlara göre hızlı bir şekilde gerçekleştirilen fiziksel tedavi yöntemleri er veya geç terk edilmeye mahkûm, çünkü pek çok kadının cinsel sorununun kaynağının bedensel değil, tam tersine sosyal, kültürel, duygusal faktörlere bağlı olduğunu düşünüyorlar.

Dahası psikolojik faktörleri savunanlar FSD'nin kavram olarak tartışmaya açık bir tanımlama olduğunu ileri sürüyor. 1998'in sonlarına doğru Amerikan Ürolojik Hastalıklar Vakfı'nın gerçekleştirdiği bir panelde FSD kavramı tartışmaya açıldı. Panelde, bir kadına FSD tanısı konulması için sorunlarının kişisel strese yol açması gerektiği kararı alındı.

Sorun fizyolojik

Herkesin görüş birliğinde olduğu tek konu sorunun büyüklüğü. 1999 yılında ABD'de yapılan kapsamlı bir çalışma kadınların yüzde 43'ünün, genç veya yaşlı, cinsel yaşamlarıyla ilgili sorunları olduğunu ortaya koyuyor. (Journal of American Medical Association, cilt 281, sayfa 537)

Her şeyin normal seyrini izlediği durumlarda, bir kadın uyarıldığı zaman beyinden gelen sinir mesajları, klitorisin kendine özgü düz kaslarına ve labia'ya (kadının üreme uzuvlarında dudak şeklinde kısım) rahatlamasını söyler. Bunun sonucunda gözenekler kan ile dolar ve klitoris ereksiyon durumuna geçer. Ayrıca vajina duvarlarına da kan yürür, bölgenin şişmesine yol açar. Beyinden gelen mesajlar, ayrıca vajinanın içindeki bezlerin jelatinimsi bir madde salgılamasını emreder. Uyarıların hedefi bulması ile kadın orgazma erişince rahatlar ve her şey normale döner.

Tahrik olamayan kadınlarda klitoris ve vajina kan ile beslenemez. Bunun sonucu orgazm bir yana, cinsel birleşme bile mümkün olmaz. Viagra erkeklerde nitrik oksidin parçalanmasını yavaşlatarak etkin olur. Nitrik oksit, penisteki düz kasları rahatlatarak, dokunun kan ile dolmasını sağlar. Nitrik oksit kadınların üreme dokusunda da bulunduğu için, pek çok doktor Viagra'nın kadınlara da fayda sağlayacağı sonucunu çıkartıyor.

Viagra'nın kadınlar üzerindeki etkisi ile ilgili ilk veriler oldukça umut verici. Bir deneye katılan 577 kadının yarısı, Viagra'dan sonra cinsel organlarında duyarlılığın, sıvı miktarının ve uyarılma duygusunun artığını söylüyor. Ancak bu sonuçları değerlendiren bilim adamları, tüm olumlu gelişmeleri Viagra'ya bağlamanın yanlış olduğunu fark ettiler, çünkü plasebo kullananlarda da benzer gelişmeler görüldü.

Bu durumda Viagra'yı kadınlara da önermenin henüz erken olduğuna dikkat çeken uzmanlar, Viagra'nın düşük libido gibi sorunlara çare oluşturamayacağını ileri sürüyor. Viagra'nın yararlı olabileceği kadının cinsel birleşme için istek duyması, ancak orgazm olamaması gerekir. Şu anda Pfizer, ilacı kadınlara uyarlamaya çalışıyor.

Viagra ayrıca omuriliği hasarlı olanlara, ameliyat veya multipl skleroza bağlı sinir zedelenmesi teşhisi konanlara faydalı olabilir. Bu tür kadınlarda beyinden cinsel organlara gelen mesajlar zayıfladığı için uyarılma ve orgazma erişmek mümkün değildir. Omuriliği zedelenmiş erkeklerde yararını kanıtlayan Viagra, sinyali güçlendirdiği için kadınlara da büyük bir olasılıkla yararlı olabilir.

Ancak tahrik olamama sorunu yaşayan kadınların tedavisinde daha farklı yöntemler de söz konusudur. Tahrik olamamak, yeterli mukus ürememesinden ve vajinanın düz kaslarının rahatlamamasından kaynaklanır. Teksas'ta bulunan Zonagen isimli şirketin başkanı Joe Podolski, ''Uyarıldığı zaman hiperemi sonucu sertleşerek dikilen dokuları hedef alan ilaçlar tahrik olamama sıkıntısı çekenleri iyileştirmez'' diye konuşuyor. Zonagen şirketi bugün cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılan Vasofem isimli ilacı üretiyor. Vasofem'in etkileme şekli Viagra'dan tümüyle farklı.

Vasofem, bir adrenalin antagonisti olan fentolamin isimli bileşimi içerir. Fentolamin ilk kez erkek cinsel hastalıklarının tedavisinde kullanılan Vasomax isimli ilaç ile adını duyurdu. Sağlıklı erkeklerde adrenalin nitrik oksidin etkisini azaltır. Nitrik oksit ise penise kan akışını kısan veya artıran düz kasları uyarır. Bu sayede erkeklerde ereksiyon gün boyu sürmez. Fentolamin adrenalini bloke ettiği için kadınlarda da etkili olabilir. ABD'de ve Meksika'da gerçekleştirilen iki çalışmada, Vasofem'in 200 kadının klitoral ve vajinal kan akışını dengeye oturttuğu izlendi.

Ne var ki Vasofem'in bir de sevimsiz yüzü var. Fentolamin ''kahverengi yağ çoğalması'' adı verilen iyi huylu tümörlerin oluşumunu tetikler. Podolski bu etkinin yalnızca laboratuvar sıçanlarında görüldüğünü iddia etse de, bu konunun netliğe kavuşması için ileri tetkiklerin yapılması gerekiyor. Pek çok insan bu ilacı ay içinde bir iki kez alıyor. Ayrıca erkeklerde bu tümörün görülmeyişi de artı bir puan olarak değerlendirilebilir. Bütün bu bulgulara karşın Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) Vasofem'e onay vermek için ileri deneyleri şart koşuyor. Kuşkusuz cennete açılan kapı yalnızca ilaçlarla açılmıyor. Geçtiğimiz yıl Minnesota'da bulunan UroMetrics adında bir şirket, kadınlarda tahrik olamama sorunu gideren ve FDA'in onayını alan Eros-CTD veya ''Klitoral terapi cihazı'' adlı bir aygıt üretti. Eros, arkasındaki pil kutusuna bağlı, oyuncak bebek boyutlarında bir oksijen maskesi görünümünde. Klitoris üzerine yerleştirilen aygıt, oral sekse benzer bir etkileşim yaratıyor. Böylece klitorise kan akışı sağlanır. Bu aygıtın vibratörün yerini almak gibi bir iddiası yok, ancak bazı kadınlarda orgazmı tetiklediği ifade ediliyor. Bu kadınların deneme aşamasından sonra aygıtı geri vermek istememesi aygıtın yararına ilişkin olumlu bir not.

Orgazmı sağlayan başka aygıtlar da yakın gelecekte tıbbi müdahale ile vücudunuza yerleştirilecek. Yine Minnesota merkezli Medtronic adlı bir şirketin geliştirdiği vücut implantı, uzaktan kontrol ile orgazmı tetikleyebilir. (Bkz:Cumhuriyet Bilim Teknik 3 Mart 2001, Sayı 728, sayfa 14)

Sorun psikolojik

New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden seks terapisti Leonore Tiefer , orgazm olamamayı fizyolojik nedenlere bağlama eğilimine kulaklarını tıkıyor. İster ilaç, ister emme aygıtı, ister implant kullanılsın, kadınlardaki orgazm sorununa bu açıdan yaklaşmayı saçmalık olarak değerlendiriyor. Her şeyden önce çok büyük oranda kadının FSD sorunu yaşadığını belirten Teifer şu paradoksa yanıt arıyor:''Nüfusun yarısına yakın bir kısmının bu sorunu yaşadığı bir ortamda, herkesin bedensel olarak bir bozukluğu olduğunu mu kabul etmek akla yatkındır, yoksa kültürel, toplumsal etmenlerin mi bu soruna zemin hazırladığını kabul etmek mantıklıdır?

Tuhaf olan, ilaç şirketlerinin de cinsel sorunların yalnızca fiziksel bozukluklardan kaynaklanmadığını kabul etmesi. Viagra testlerine bir göz atıldığında plasebo olarak kullanılan şekerli hapın da gerçek hap gibi etkili olması FSD'nin çok yönlü bir sorun olduğunun önemli bir kanıtı. Tiefer bir gecede toplumun değişmeyeceğini kabul ediyor. Ancak seks terapisinin kadınlara istediği her şeyi vereceğine güveniyor. Böylece ilaçlara başvurma gereği ortadan kalkacak. Pek çok unsuru biraraya getiren seks terapisi, cinsel ilişki tekniklerine ilişkin pratik ipuçlarını, seksi zevkli kılan faktörleri açık yürekle ortaya koyma cesaretini, orgazmı sayısal olarak değerlendirmek yerine kalitesini yükseltme yollarını öğretiyor. Bir terapinin nasıl başarılı olacağına ilişkin somut koşullar söz konusu olmasa da deneyim ve hasta öyküleri terapinin şekillendirilmesinde önemli rol oynuyor.

Pek çok insan değil seks terapisine devam etmek, doktorlarına cinsel sorunları olduğunu bile açıklamaya çekiniyor. Bu durumda ilaç talebinde bulunmak herkese daha kolay geliyor. Tiefer ABD'deki durumu şöyle özetliyor:''Kadınları bir organa indirgeyen ve orgazma endeksli sekse yönlendiren ilaç şirketleri, temel olarak ABD'deki yetersiz cinsel eğitimden yararlanıyor.

California'da klinik psikolog Carol Ellison , üzerindeki aşırı yüklerden bunalan modern kadının cinsel sorunları olmasını normal karşılıyor ve ilaç reklamlarının bu sorunları hiç dikkate almadığından yakınıyor. ''Kadınların Cinselliği'' adındaki kitabında 2.600 Amerikan kadını üzerinde yaptığı araştırmadan elde ettiği sonuçları dile getiren Ellison, cinsel sorunlarının temelinde fiziksel faktörlerin değil yaşam şeklinin yol açtığı olumsuzlukların yattığını ileri sürüyor. Yorgunluk, zaman darlığı, ev işleri, çocuk bakımı, full-time çalışma gibi unsurlar kadının cinsel açıdan zevk almasını engelliyor. Modern çağın koşuşturması içinde bunalan kadına cinsel hazzı artırıcı ilaçlar vermeği 1950'lerdeki uygulamaya benzetiyor. O dönemlerde ev işlerinden bunalan kadınlara, dışarıda anlamlı iş olanakları yaratılacağına sakinleştirici ilaçlar veriliyordu.

Indiana'da Kinsey Seks Araştırmaları Enstitüsü'nden Erick Janssen seks haplarının bir başka yan etkisine daha dikkat çekiyor. Viagra ile ilgili bulguları inceleyen Janssen, çiftlerin Viagra'dan çok şey beklediğini söylüyor. ''Fiziksel açıdan başarılı bir cinsel ilişkinin kadın-erkek arasındaki ilişkiyi canlı tutmada yetersiz kaldığını fark eden çiftler hayal kırıklığına uğruyor'' diye konuşan Janssen, ''Kişisel olarak seks haplarına karşı değilim, ancak haplar ilişkiyi farklı yönlere doğru çekiyor'' diyor.

Los Angeles, University of California'dan ürolog Jennifer Berman , orgazm konusunda son noktayı koyuyor:''Bir kadının, kadınlığını kanıtlaması veya yaşam kalitesini yükseltmesi için mutlaka orgazm olması gerekmiyor. Bizim amacımız her kadına orgazm olabileceğini ve istediği anda buna erişebileceğini göstermek.''

Reyhan Oksay

Kaynak: New Scientist, 17 Mart 2001

 

Bilim Teknik 23.04.2005

Viagra, bazılarında göz enfarktüsüne yol açabiliyor

İktidar hapının, körlüğü kadar varabilen tehlikeli bir göz hastalığına yol açtığı bildirildi. Viagra alan kişiler uzun bir süredir görme bozukluğundan şikâyet ediyorlardı. "Aşkın gözü kördür" tanımlaması her ne kadar romantik geliyorsa da Viagra tüketicileri için acı bir gerçek olabiliyor. Amerikalı bilim adamları ilacı kullanan kişilerde kalıcı görme bozuklukları saptadılar. Yaşları 50 ila 69 arasında değişen yedi erkekte, bir tür göz inmesi geçirdiklerinde, göz sinirine giden kan akışının durduğu saptanmış. Viagra alımına bağlı 14 vaka göz enfarktüsü vakası kaydedildi bugüne değin. Birkaç yıldan bu yana Viagra alan erkeklerin, objeleri kısa bir süreliğine mavi veya yeşil gördüklerini biliyoruz diyor Minnesota Üniversitesi göz hastalıkları profesörü Howart Pomeranz. Fakat göz enfarktüsü, kalıcı görme bozukluğuna yol açtığı için daha tehlikeli. Pomeranz, Viagra'ya bağlı göz enfarktüs vakalarını Journal of Neuro-Ophtalmology dergisinde yayımladı. Yazıda ele alınan erkeklerin tümünde damar kireçlenmesi, yüksek kan basıncı, diyabet veya yüksel kolesterol gibi risk faktörlerinden en azından bir tanesini bulunuyordu.

Ayrıca gözün arkasındaki damar ve sinir yolları da birbirine daha yakındırlar, bu durum bilim adamlarına göre gözde enfarktüs riskini arttırmakta. Viagra, atar damarları daraltan bir kimyasal maddeyi ayarlamakta. Bu şekilde görme sinirine kan akışı engellenmekte diyor Pomeranz. Ve gözdeki damar ve sinir yolları daha sıkışık ise tehlike iyice artmakta. 14 erkekteki görme bozukluğunun Viagra alımından sadece birkaç saat sonra ortaya çıkması, Viagra ve göz enfarktüsü arasındaki ilişkiye bir kanıt olarak kabul edilmekte.

Bilim adamları bu nedenle göz doktorlarının, göz enfarktüsü geçiren hastalarına Viagra alıp almadıklarını sormalarını önermekte. Ayrıca Viagra almak isteyen ve daha önce göz enfarktüsü geçiren hastaların da uyarılması gerekir diyor bilim adamları.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kastamonu- Taşköprü Lisesi 1985-1986 Yılı Mezunları İletişim Adresi

Kategoriler

Arkadaşlarım

yeniedebiyat
alisahin37
hasan37
Ali ŞAHİN
guldeste
kastamonunet
Ali ŞAHİN (alsah)
Ali ŞAHİN
esedereli
kozan