|
sağlIk
Prostat kanseri tedavisinde yeni seçenekler
Pek çok erkeğin korkulu rüyası olan prostat kanserinin tedavisinde bugün 6 farklı yöntem uygulanıyor.
Kadınlarda göğüs, erkeklerde prostat, yaş ilerledikçe sorun çıkartan iki üreme organı. Kadınlar için göğüs kanseri ne kadar tehlikeliyse, prostat kanseri de erkekler için aynı derecede riskli. Üretranın (idrar yolu) çaprazında, rektumun (bağırsağın makada bitişik düz parçası) önünde yer alan ceviz büyüklüğünde bir bez olan prostat, spermlerin vücut dışında daha kolay hareket etmesini sağlayan bir sıvı salgılar.
Erkek yaşlandıkça bu bez büyüyerek -bazen şeftali boyutlarına ulaşır- idrar yapmayı zorlaştırır; mesane (idrar kesesi) veya böbrek sorunlarına yol açar. Ayrıca bu evrede tümör eğilimi artar. Bu tümörler mesaneye, lenf nodüllerine veya kemiklere sıçrayabilir. Prostat kanseri erkeklerdeki en yaygın kanser türleri sıralamasında ikinci (birinci deri kanseri), ölüme neden olan kanser tipi sıralamasında da ikincidir (birinci akciğer kanseri). Prostat kanseri çok yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. Öyle ki hasta senelerce yaşayabilir ve ölümü başka bir nedene bağlı olabilir. Ne var ki hastalık kemiklere sıçrarsa, tedavisi olanaksızlaşır ve pek çok kanser tipinde olduğu gibi çok acılı seyreder.
Ancak prostat kanserinden ölümler giderek azalıyor. Amerikan Kanser Birliği'nin tahminlerine göre bu yıl ABD'de prostat kanserinden ölenlerin sayısı 29.000'e düşecek. Bu sayı 2001'de 31.500 ve 2002'de 35.000 idi. (Bir karşılaştırma için, kadınlarda göğüs kanserinden ölenlerin sayısı son 10 yılda 43.000'den 39.800'e geriledi).
Ölümler azalıyor
Prostat kanserindeki bu azalma teşhis ve tedavideki iyileşmeye bağlanıyor. Sözgelimi akciğer kanseri ile karşılaştırdığımız zaman, prostat kanserinin risk fatörleri ya bilinmiyor ya da kaçınılmaz oluyor. Yaş bunlardan biri. 40'lı ve 50'li yaşlar arası, hastalık 53 erkeğin birinde, 60 ve 79 yaşları arasında 7 erkeğin birinde görülüyor. Ailelerinde prostat kanseri vakası olanlarda bu risk daha yüksek.
Bazı bilimsel çalışmalara göre obezite ve hayvani yağ bakımından zengin gıdalarla beslenmek hastalık riskini artırıyor. Domateste bulanan likopen'in koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor. Bu arada vasektomi (meni kanalı ameliyatı), bisiklete binme ve aktif bir seks yaşamının (veya seksten uzak durmanın) herhangi bir etkisinin olduğu konusunda somut bir bulgu söz konusu değil.
Teşhis konusunda son 20 yılın en önemli gelişmesi PSA denilen (prostat spesifik antijen) basit bir test. PSA'nın kan düzeyinin yükselmesi prostattaki değişiklikleri haber verir. Kural olarak 4'ün üzerindeki PSA değeri bir uyarı olarak algılanmalı. 2,5'un üzerindeki bir değer, kişi 40'li yaşlarındaysa, kuşku uyandırıcı bir durum olarak ele alınabilir. Pek çok doktor, tek bir değerden çok, ardarda yapılan ölçümlerin daha anlamlı olduğu konusunda hemfikir. Yüksek bir değer ikinci bir test ile doğrulanırsa doktorlar biyopsi isteyebilir. Kanser hücreleri, eğer varsa, Gleason ölçeğine göre değerlendirilir. 1 ile 10 arasındaki bu ölçekte sayı ne kadar yüksekse tümör o denli tehlikelidir.
İşte bu nedenle tedavinin nasıl bir seyir izleyeceği, hastaya ve doktora bağlıdır. Bu süreç, modern tıbbın karşı karşıya kaldığı en zor seçimlerden biridir. Tedavi seçenekleri birden fazladır; yan etkiler konusunda kesin bir tahminde bulunmak zordur; en kötüsü de bunun bir ölüm kalım meselesi olmasıdır.
Hastalığın yavaş bir seyir izlediği yaşlı hastalarda hiçbir şey yapmamak belki de en iyi çözümdür. Tedavi konusunda alınan herhangi bir karar herkes için geçerli olmadığı için, Newsweek 6 farklı yöntemi artı ve eksileriyle tek tek inceliyor ve bu tedavilerin uygulandığı kişilerin görüşlerine de yer vererek uygulamada ortaya çıkan sorunlara dikkat çekiyor.
Radikal prostatektomi
Konvansiyonel açık ameliyat yöntemi ile prostatın çıkartılması, diğer tedavilerin işe yaramadığı durumlarda altın standarttır. ''Prostat bezi ile sınırlı kanseri ortadan kaldırmanın en iyi yolu bezin total olarak çıkartılmasıdır'' diye konuşan Johns Hopkins'ten ürolog Patrick Walsh, bugüne dek 3.000 prostatektomi ameliyatı yapmış. Ortalama olarak, kanserli bir prostatta 7 belirgin tümör bulunduğunu belirten Walsh, ''Hasta ne kadar gençse ve önünde ne kadar uzun bir yaşam süresi varsa, prostatının çıkartılması konusunda daha uzun düşünmek gerekir'' diyor.
Hasta öyküsü: Bu tedaviyi seçenlerden biri 59 yaşındaki yazılım uzmanı Myle Holley . ''Prostatımın çıkartılmasını ben istedim'' diye konuşan Holley, ameliyatının üzerinden üç ay geçtiğini ve kendini sağlıklı hissettiğini belirtiyor. Ne var ki bu arada operasyonun yan etkileriyle tanışıyor. Mesane üzerinde kısmi kontrol kaybı ve cinsel iktidarsızlık bunların başında. Prostat, penis ve mesaneye giden kan damarı ve sinir yollarının üzerinde bulunur. Dolayısıyla damar ve sinirlere zarar vermeden bezi çıkartmak olanaksızdır.
Bu zararın boyutları, doğal olarak, hastaya ve cerrahın yeteneğine bağlıdır. Pek çok erkek, zaman içinde mesane kontrolunu yeniden kazanır. Ne var ki çok az sayıda hastada bu kontrol bir daha geri kazanılmaz. Pek çoğu, özellikle yaşlılar, cinsel fonksiyonlarına yeniden kavuşamazlar ve en azından ereksiyon durumunu sürdürme konusunda zorluk yaşarlar. Bazı durumlarda Viagra yardımcı olabilir. Prostat olmadığı zaman ejekülasyon (atım) olanaksızdır; erkekler cinsel doyuma ulaşabilir, ancak bu, hiçbir zaman eskisi kadar doyurucu olmaz. Holley, operasyondan sonra yaşadıklarını şöyle dile getiriyor:''Bir kere ped kullanmaya başlıyorsunuz.
Ayrıca cinsel kapasitem hakkında artık hiçbir şey bilmiyorum. Doktorum bana bu konu üzerinde düşünmemem gerektiğini söyledi. Zaman içinde ped'den kurtulacağımı sanıyorum. Ancak ikinci sorunumun ne olacağı meçhul. Yine de yaşadığıma şükür!''
Laparoskopik operasyon
1990 yılında uygulanmaya başlayan bu yöntem, konvansiyonel cerrahinin bir çeşidi. Ve zamanla daha fazla kabul görüyor. Küçük bir kesikten, videodan izleyerek yapılan bu operasyon, kan kaybını ve büyük kesik riskini minimize eder. Böylece hastalar birkaç hafta yerine birkaç gün içinde normal yaşamlarına dönerler. Ne var ki cinsel iktidarsızlık, idrar kaçırma gibi yan etkiler bu yöntemde de geçerlidir.
Hasta öyküsü: 55 yaşındaki Bob Klaus çarşamba günü laparoskopi yöntemiyle ameliyat olmuş, cuma günü evine çıkmış ve pazartesi günü işine başlamış. ''Harvard Medical School Guide to Men's Health'' isimli kitabın yazarı Dr. Harvey Simon bu yöntem hakkında şunları söylüyor:''Bundan 5 yıl sonra bu yöntem genel uygulama haline gelecek. Ancak operatörlerin bu yöntemi öğrenmeleri epey zaman alacak. Bu konuda uzmanlaşmak için deneyim ve yetenek gerekli. Açık ameliyatlara göre bu yöntem daha fazla komplikasyon içeriyor. Özellikle rektal hasar olasılığı yüksek.''
Radyasyon
Radyasyon ya dışarıdan odaklanmış ışın şeklinde, ya da pirinç tanesi büyüklüğünde radyoaktif izotop tohumlarının (iyodin veya paladyum) doğrudan prostata yerleştirilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Ameliyattan daha ucuz ve daha kolay olan radyasyon uygulaması nekahat devresine gerek bırakmaz. Bu yöntemin en önemli dezavantajı tümör hücrelerinin tümünü yok etmeme olasılığıdır. Ayrıca dokunun zarar görmesi, ileride radikal ameliyat olasılığını ortadan kaldırabilir. (Sağlıklı dokuların hasar görmesi zaman içinde, açık ameliyat sonrası kadar ciddi olmasa, da cinsel fonksiyonları bozabilir.) Radyasyon genellikle yaşlı erkeklerin tercihidir, çünkü bu kişiler tümörün 15 yılda yeniden büyümesi riskini göze alabilirler.
Hasta öyküsü: 76 yaşındaki Aaron M.Bernstein , birkaç hafta boyunca sonda ile idrar yapma sıkıntısından kurtulmak için üç yıl önce bu yöntem ile tedavi olmuş. Şu anda haftada bir tenis oynayan Bernstein, uzun vadede ne olacağı hakkında fazla kafa yormadığını ve iyimser olmak gerektiğini söylüyor.
Hormon terapisi
Prostat tümörleri testosterondan beslenir. Bundan, hormonu ortadan kaldıran veya bloke eden ilaçların tömörleri küçültebileceği sonucu çıkıyor. Bu yöntem, kanserleri prostat bezi ile sınırlı olmayan erkekler için iyi bir tercih olabilir. ''Hastalıkları ileri safhada olanlar için bu harika bir tedavi'' diye konuşan Simon, ''Bu yöntem tek başına kanseri tedavi etmez. Ancak birkaç yıl sürebilecek olan gerileme döneminden sonra kanser tipik olarak yeniden nükseder. Yalnızca prostat ile sınırlı olan tümörlerde, ameliyata alternatif olarak, hormon ve radyasyon terapisi birlikte kullanılabilir'' diyor.
Hasta öyküsü: 69 yaşındaki Phil Hadley , hormon terapinin yan etkilerini menopoza benzetiyor:''Terleme, başağrısı ve sinirlilik hali ortaya çıkıyor. Radyasyon ışını terapisi ile birlikte uyguladığım hormon terapisi PSA değerini 0.1 civarında tutuyor. 2001 yılından bu yana başladığım bu tedaviden hiçbir zaman pişmanlık duymadım.''
Beslenme ve yaşam şeklinde değişiklik
Bu yöntemi -tek başına veya diğer yöntemlerle birlikte- kalp hastalıklarında beslenmenin rolü konusunda sayılı uzmanlardan biri olan Dr. Dean Ornish öneriyor. Dr. Ornish, alınan yağ miktarını toplam kalorinin yüzde 10'u düzeyine düşürerek ve haftada 3 saat egzersiz yaparak -meditasyon ile birlikte- PSA değerinin 3 ay içinde yüzde 6.5 oranında düşürüleceğini iddia ediyor. Simon, bu sonucun çok önemli olmadığına, ayrıca prostat kanseri için alternatif bir tedavi yöntemi oluşturmadığına dikkat çekiyor.
Hasta öyküsü: Ornish programını uygulayan 63 yaşındaki Bob Gorczyca , daha köklü bir çözümü mümkün olduğunca ertelemek için beslenmesine ve egzersizlerine dikkat ediyor. Gorczyca'ya prostat kanseri teşhisi 1999 yılında kondu. O dönemde PSA değeri 7'nin üzerindeydi. İlk yapılan biyopsiye göre Geason değeri 4 bulundu. Bu da hastalığın çok hızlı ilerlemeyen bir türü olduğunu gösteriyordu. Radikal bir operasyon geçirme korkusuyla -ped kullanma ve cinsel iktidarsızlık onun için bir kâbustu- aylarca ciddi bir tedaviden kazındı. 2000 yılının Mayıs ayında Ornish programına katıldı. Eylül ayında PSA'sı 4.7'lere geriledi. Ayrıca 7 kilo verdi ve kolestrolü 130'lara düştü. İleride ameliyat veya radyasyonun kaçınılmaz olduğunu bilse de zamandan çalmayı tercih ediyor.
Dikkatli kontrol
Bu taktik genellikle 75 veya 80 yaşının üzerindekiler için önerilir. Bu yaştakilerin tedaviden yarardan çok zarar göreceği öngörüldüğü için tümörlerin kontrol altında tutulması daha akılcıdır. Aslında daha genç erkekler de bekleyip, hastalığın nasıl bir seyir izlediğini gözlemeyi tercih edebilir.
Hasta öyküsü: 65 yaşındaki Lawrence Lovett , 1998 yılında PSA düzeyi 7 çıktıktan sonra her üç ayda bir PSA değerini yeniden ölçtürüyor. Elle yapılan kontrollerde, doktorlar prostatının büyüdüğünü teşhis ettiler. Ancak düzgün olması henhangi bir tümör olasılığını ortadan kaldırıyordu. 5 yıldan bu yana Lovett'in PSA ölçümleri 6 ile 7 arasında oynuyordu. Bu arada egzersiz ve özel diyet ile 13 kilo verdi. Geçen yıl PSA ölçümleri 7.8'e tırmandı. Sonuçta yapılan biyopside anormal hücrelere rastlandı. Aynı durumda olan diğer prostat kanserli destek gruplarının önerisiyle köklü bir tedavi yöntemine geçmeden önce beklemeyi tercih ediyor:''Ürologlar çoğunlukla elinde neşter, sizi bekler. Ancak kendimi onların ellerine teslim etmeden önce başka alternatifleri denemek isterim.''
Reyhan Oksay
Newsweek, 16 Haziran 2003 |